Detaylar için görsele tıklayınız...


               

Gerçek Hayat - 822

DERGİ  Gerçek Hayat
3,00 TL
60 Parapuan
:
60
Paylaş:
Ürünle İlgili Öne Çıkan Kampanyalar

{{CMP.TITLE}}

{{CMP.DESCRIPTION}}

50 TL VE ÜZERİ ALIŞVERİŞİNİZDE KARGO BEDAVA
  • Ürün Özellikleri
  • Ödeme Seçenekleri
  • Yorumlar (0)
  • Tavsiye Et
  • Resimler
  • 822. SAYI - 2016


    Öfke biriktirin öfke!

    Gerçek Hayat bu hafta, tarihi bir özel sayıyla çıkıyor. Sayfaları karıştırırken, yazıları ve yazarları okurken, bazen gözyaşlarınızı tutamayacak, bazen de öfkenizin kat kat arttığını hissedeceksiniz. 15 Temmuz gecesini, darbeyi, işgali, iç savaşı hedefleyen o çok uluslu, çirkin ve kirli müdahaleyi yeniden yaşayacaksınız. Ama asıl o şanlı direnişin, o destanın, o kahramanlığın, göğüslerini kurşunlara açanların, tankların önünde sadece yumrukla direnenlerin ruh halini yaşayacaksınız.

    Biz, bu tarihi yazacağız. Hiçbir ayrıntısını kaçırmadan, hiçbir gerçeğini ihmal etmeden, içerideki terör odaklarını, dışarıdaki destekçilerini, ABD ve Avrupa basınındaki taraftarlarını, CIA ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbaratlarının ortaklığını yazacağız. Çünkü biz biliyoruz ki 15 Temmuz yeni bir siyasi tarihin miladı olacaktır. Buradan bir siyasi kimlik çıkacak, buradan yeni kuşaklar yetişecek, o tarih yapıcı ana omurga buradan hareketle tarihin akışını değiştirecektir.

    Biz, 15 Temmuz’u, ABD’nin koruyup kolladığı Gülen ve terör örgütünün ülkemize açtığı savaşı, sokaklarımızda estirdiği terörü, sivil katliamları, Meclisimizi F-16’larla bombalamasını, insanları sokak ortasında kurşuna dizmelerini, tankların altında ezmelerini, şehitlerimizi ve o destansı direnişin öncülerini asla unutmayacağız.

    Biz, Kazan’da uçaklar uçmasın diye tarlalarını ateşe verenleri, kamyonlarıyla yolları ve kışla kapılarını kapatanları, araçlarıyla sokakları kilitleyenleri, hiç düşünmeden evlerinden fırlayıp o ezici askeri güce meydan okuyanları hiç unutmayacağız.

    Biz, Anadolu’ya geldiğimiz günden bu yana tanık olmadığımız, tarihte örneğini bile görmediğimiz o utanç günlerini, o vatan hainlerini asla unutmayacağız. Onları çocuklarımıza anlatacak, nesilden nesile aktaracağız. Birinci Dünya Savaşı’nı nasıl anlatmışsak, Haçlı Savaşları’nı nasıl anlatmışsak, Çanakkale ve İstiklal mücadelesini nasıl anlatmışsak öyle anlatacağız.

    Gezi vandallığı ile başlatılan, 17-25 Aralık’la devam ettirilen, PKK üzerinden şehirlerimize yönelik işgal girişimleriyle sürdürülen Türkiye’ye diz çöktürme, onu esir alma senaryosunun en ağırı 15 Temmuz’da devreye sokuldu. TSK içinde örgütlenen, doğrudan ABD’nin Türkiye’deki istihbarat örgütü rolünü üslenen bir yapı harekete geçirildi. Önceki üç müdahale başarısız olunca, bu sefer Türkiye’ye sadece rehin almak değil, iç savaşa sürükleme ve parçalama senaryosu da uygulandı. Mezhep savaşı, etnik savaş, darbecilerin zulümlerine karşı silahlı direniş olacak, Türkiye Suriyeleşecekti. Coğrafyanın tamamını yakıp yıkanlar, harabeye çevirenler, bölgesel güç haritasını yeniden belirlemek, siyasi haritaları yeniden şekillendirmek için bunu yapmak zorundaydı.

    Türkiye dik durduğu sürece coğrafya yeniden dizayn edilemeyecekti, hiçbir plan, proje uygulanamayacaktı. Bunu biliyorlardı. İşte bu yüzden coğrafyamızdaki bütün savaşlar, işgaller, kaos planları Türkiye’yi, bu son kaleyi hedef almaktadır.

    Türkiye ise, zayıflaması gerekirken hızla güç kazanıyor, oyun bozuyor, denklem değiştiriyor. Ardı ardına gelen çok uluslu müdahalelerin tek gerekçesi budur. Türkiye’yi küçültmek, teslim almak, operasyona açık hale getirmek gerekiyordu. Oysa biz tam yüz yıldır bugünleri bekliyorduk. Tam yüz yıldır sessiz, sabırlı bir direniş yürütüyorduk. Kendimizi bilmişken, kendimizi yeniden keşfetmişken, kendimize yeniden güvenmeye başlamışken, güç kazanmışken, Çanakkale benzeri çok uluslu saldırılar başlatıldı.

    Ama dışarıdan gelenlere şerbetliydik. Anadolu’daki siyasi tarihimiz, küresel oyunun her türünü bize öğretmişti. Bu yüzden işgal içeriden başlatıldı. Bir iç işgalle yüzleştirilecektik ve yüzleştirildik. Kırk yıldır ilmik ilmiş işlenen bir yapı, devletimizi ve milletimizi bir kurt gibi içeriden kemiren bir yapı harekete geçirildi ve iç işgal başlatıldı.

    İşte bu yüzden, bunu işgal olarak tanımladığımız için milyonlar sokaklara aktı. Tereddütsüz, korkusuz ölüme yürüdü. Günlerdir sokaklardayız, nöbetteyiz, vatan-millet için direnişteyiz. Tehlike geçmedi, senaryo bitmedi, yeni saldırılar gelecek. Onlar saldıracak biz direneceğiz. Tarihi kimin yazacağını işte bu mücadele, bu hesaplaşma belirleyecek. Bu yüzden buna “yüz yıllık hesaplaşma” diyoruz. Gülen ve teröristleri hâlâ içimizde, kurumlarımızda, sokaklarımızda. Onlar yeniden harekete geçirilecek. Perişan olana kadar, kendilerini tüketene kadar kullanacaklar onları. Sonra başka ortaklar arayacaklar.

    Bu yüzden, tarihi biz yazacaksak, o ana omurga Anadolu nöbetini devam ettirecek. “Acımasız Direniş” tek sloganımız olacak. Ev ev, fert fert, sokak sokak, mahalle mahalle, şehir şehir direniş kaleleri, cepheleri inşa edeceğiz. Bir gelecek bekliyorsak, bu ülkeyi elimizde tutmak istiyorsak ölümcül bir direnç geleneği başlatacağız. Bizi Anadolu’dan kovmak isteyenlere sürprizlerimiz olacak.
    Gerçek Hayat bizim direniş cephelerimizden biridir. Yerlidir, bu ülkeye aittir, bu ülkenin değerleri için mücadele vermektedir. Bu yüzden biz de tankların önünde direnenlerin yanındayız, en ön saftayız ve öyle olacağız.

    Çünkü biz bu mücadeleye “Son Kurtuluş Savaşı”, “Son İstiklal Savaşı” dedik. İşgal ve iç savaş planlarına karşı teyakkuzda olacağız. Ama en çok da o sinsi iç işgal planlarına karşı tetikte olacağız.
    Acı çekeceğiz, göz yaşı dökeceğiz ama asla dizlerimiz titremeyecek, savrulmayacağız, yolumuzu kaybetmeyeceğiz. Bütün bunlara karşı daha da bileneceğiniz, öfke biriktireceğiz!

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.