- Ürün Özellikleri
- Ödeme Seçenekleri
- Yorumlar (0)
- Tavsiye Et
- Resimler
- Öneri Kutusu
-
124. Sayı - Ocak 2026
GERÇEK BİR MERHABA, HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİR
İmajlar çağında yaşıyoruz diyen birine yeni bir şey yok mu diye sorulsa yeridir. Biliyoruz, eleştiriyoruz ve biz de tam olarak o çağın bir parçasıyız. İçinde yaşıyor olmamız dolayısıyla değil. Ona hizmet ediyor ve onu tahkim ediyor olmamız dolayısıyla.İnsanı bir fotoğrafla tanıyor, bir fotoğrafla yargılıyor ve bir fotoğrafla asıyoruz. Altı çizili olan üç fiilin üçü de bir fotoğrafla yapılabilecek şeyler değil. Mesele sadece olumsuz anlamıyla böyle değil. Tersinden de böyle. Fiilleri, tanımak, sevmek ve övmek şeklinde de kurabiliriz. Sevmenin kendinde yüklü güzelliği ve bir nedenselliğe ihtiyaç duymaması örneğimizi zayıflatıyor elbette.
Ancak cümlenin şöyle kurulmasında sorun görmeyenlere de itiraz edebiliriz; İnsanı bir fotoğrafla tanıyor, bir fotoğrafla seviyor ve bir fotoğrafla övüyoruz. Yine de itiraz ediyoruz. Çünkü bu kolaylık, ilk örnekteki kolaylığa da imkân tanıyor. İyi niyetli yanılgı, kötü niyetli yanılgıdan daha iyi bir yanılgı değildir. Her ikisi de yanılgıdır. Dünya kurulduğundan beri yeryüzünde yürüyen en büyük adamlardan biri olarak adaletin mücessem hâli Hz. Ömer şöyle demiştir; “Bir kimseyle yolculuk etmedikçe, onunla alışveriş yapmadıkça ve ona bir emanet vermedikçe onu tanıdığını söyleme.” Buradaki ‘tanımak’ı anlamamız gerekir elbette. Dün ne anlama geliyordu bu kelime, bugün ne anlama geliyor.
Efendimiz Ömer’in kastı, sürekli ve nihai kastımızdır. İsmini bilmek, yüzünü ayırt edebilmek ve giderek kalbini sezmek. Tanımak, modern anlamıyla yüzeysel bir temas değil, karakterle kurulan sürekli bir ilişkidir, diyebiliriz. Ne kadar çabuk ve ne kadar çok kişiyi tanıyoruz. ‘Tanınmamak için şair öyle sansınlar bırak’taki gibi bir tuhaflık var ama burada. Bugünden geriye doğru birkaç yüzyıl gidince insan ve topluma ilişkin şöyle bir veriden söz ediyorlar: Bir insanın hayatı boyunca tanıyabildiği kişi sayısı, bugün içinde yaşadığımız modern dünyaya kıyasla oldukça kısıtlıydı. Yüklemin menfi oluşu, araştırmacıların ağıt yaktığını gösteriyor. Çokluk matah bir şeymiş gibi yahut kıymetlendiriliyormuş gibi.
Köyleri görmezden gelelim (köylüleri değil) ancak beş yüz yıl önce ortalama bir şehirde bile herhangi bir insanın tanıyabileceği insan sayısı en iyi ihtimalle üç yüzü geçmiyordu. İnsanı sayarak konuşmak doğru değil, diyebilirsiniz. Haklı da olursunuz; ama biz modern insanlarız. İnsan da dahil her şeyi sayarız. Yanlış anlaşılmasın bu matematiğe olan sadakatimizden değil, ciddiyetsizliğe olan meylimizden ileri geliyor. Burada buna nefis diyebiliriz. Bunun sebebi matematiğin aramızda hükümferma olmasından kaynaklanmıyor. En ufak bir amacımız bile olmayışından kaynaklanıyor. Ya da amacımızın kendimiz tarafından değil, tıpkı bizim başkalarının amacını belirlediğimiz gibi başkaları tarafından belirleniyor olmasından. Burada söz uzar. ‘Başkaları’ kim diye sorabiliriz. Hepimizin yakından tanıdığı bir duygu ile açıklayabiliriz bunu; hani yapman gereken asıl işi yapmamak için çok daha fazla ve zor başka işleri yaparken bulursun ya kendini… Başkaları o işte.
Geri dönersek şu net; iletişimin genişliği, ulaşımın rahatlığı ve toplumsal kurumsallaşmanın doğurduğu rahatlık daha çok kişiyi tanımamıza imkân vermiyor. Bilakis, dünden daha az kişiyi tanıyoruz. Daha az kişiyi daha az tanıyoruz. ‘Sosyal varlık’ olarak tanımlanan insan, tanımın ilk kelimesini o kadar sevdi ki varlığını feda etme pahasına o kelimenin içinde yaşamayı kendisine kar saydı. ‘Yaptığı işle değil, kurduğu ilişki ile’ var olma telaşıdır, fark etmediğimiz şekilde bizi büyütürken kalbimizi küçülten şey.
Cins, bu sayısında o gerçek ‘merhaba’nın peşine düşüyor. Ekranların soğukluğunu değil, yüz yüze bakmanın bereketini; algoritmaların tahminlerini değil, insanın hayretini arayanlara sesleniyor. Birini tanımanın; onunla yol yürümek, birlikte hareket etmek ve gözlerinin içine bakmak demek olduğunu hatırlatmak için. Bu sayıyı; “tanışmayı” bir menfaat prosedüründen, “tanımayı” bir dijital hafiyelikten kurtarıp; insanı insanla, yüzü yüzle, kalbi kalple buluşturmak isteyenlere ithaf ediyoruz. Yeniden, gerçek bir merhaba!
