sadsad x
asdasd

Derin Tarih 36. Özel Sayı

Derin Tarih Dergisi  Derin Tarih Dergisi Özel Barkod : 4348721060034
300,00 TL
Parapuan :
6000
Yazar : Derin Tarih Dergisi Özel Yayınevi : Derin Tarih Dergisi Sayfa Sayısı : 356 Ebat : 22 X 30 cm Cilt Tipi : Ciltsiz Dil : Türkçe Barkod : 4348721060034
Planlanan Teslimat : 02.07.2026
Tavsiye Et Fiyat Alarmı
Not :
750 TL ve Üzeri Alışverişlerde KARGO BEDAVA !
  • Ürün Özellikleri
  • Ödeme Seçenekleri
  • Yorumlar (0)
  • Tavsiye Et
  • Resimler
  • Öneri Kutusu
  • İTTİHÂD-I İSLÂM’IN KUDRETLİ MİMARI: YAVUZ SULTAN SELİM

    Osmanlı’nın en güçlü ve gözü pek padişahı olan Yavuz Sultan Selim tarafından imparatorluk sınırlarına dâhil edilen üç önemli coğrafya İran (kısmen), Mısır ve Hicaz’dı. Dönemin şartları gereği, mecburi istikamet olarak buralara düzenlenen seferler sonucunda, Osmanlı İmparatorluğu bugün “Ortadoğu” dediğimiz bölgeye hükmetmeye başlamıştı. 

    Devletin zinde ve ayakta olduğu zamanlarda kolaylıkla kontrol edilebilen bu geniş coğrafya, gerileme döneminden itibaren hızlı bir şekilde ana merkezden koptu. Devletin gücü zayıflar zayıflamaz, zamanında kılıçla ve askerî operasyonla bünyeye katılan coğrafyalar, hızla kendi akış yönlerine meylettiler.     

    İlk olarak, İran’la devam eden sürtüşmeler 17 Mayıs 1639’da imzalanan Kasr-ı Şîrîn Anlaşması ile sona erdirildi. Osmanlı, Yavuz döneminde fethedilen Tebriz ve çevresinden feragat etme karşılığında, artık Safevîlerden düşmanlık görmeyecekti. Anlaşmayla belirlenen sınır, sonraki yüzyıllarda gerçekleştirilen bazı küçük tadilatların ardından, günümüzde de Türkiye-İran sınırını oluşturmaktadır. 1639’dan bu yana, iki devlet arasında ciddi bir savaş veya çatışma da yaşanmamıştır.

    İkinci olarak, Mısır, 1798’de Fransız İmparatoru Napolyon Bonaparte’ın düzenlediği askerî harekâtla birlikte merkezle irtibatını yitirdi, ardından kudretli Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın (1769-1849) kurduğu başına buyruk yönetimle beraber Osmanlı İmparatorluğu’ndan fiilen ayrıldı. 

    Ve son olarak, Arap Yarımadası 1744’te ilk Suudi devletinin kuruluşuna şahitlik etti. 1818’de, Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa’nın askerî desteğiyle ortadan kaldırılana kadar, bu devlet 74 yıl bağımsız bir şekilde hüküm sürdü. 1800’lerin sonundan itibaren ise, Hicaz şeriflerinin yol açtığı siyasî problemler etkisini gösterecekti. Nihayet bu şeriflerden biri -Hüseyin bin Ali-, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasında kilit rol oynayan isyan sürecine liderlik edecekti.

    Günümüzde, Türkiye’nin Ortadoğu coğrafyasında attığı her adımda karşısında yine bu üç mıntıkayı ve bunları temsil eden modern ulus devletleri bulması tesadüf değildir. İran, Mısır ve Arabistan, Türkiye’nin bölgedeki en büyük rakipleri ve hatta bazı durumlarda muarızlarıdır.

    Yavuz Sultan Selim döneminde, şartlar gereği yürütülen mecburî siyaset, Ortadoğu coğrafyasıyla aramızda derin bir çatlak oluşturmuştur. Coğrafyaya kılıçla girmiş olmamız ve farklı bölgeleri farklı sürelerle yönetmiş bulunmamız, bugün hem halkların hem de devletlerin hafızalarında son derece canlı biçimde yaşamaktadır. Özellikle, milliyetçiliğin ve ulus devlet dinamiklerinin artık çoktan canlanıp uyandığı günümüzde, “Osmanlı mazisi”, Ortadoğu coğrafyasına nüfuz etmede Türkiye’nin hem şansı hem de dezavantajıdır. Bölge halklarının şuuraltında hâlâ varlığını sürdüren “bir zamanlar onları yönetmiş olduğumuz” gerçeği, yerinde kullanılmadığında, yaygın bir antipati ve karşıt propaganda kampanyasına dönüştürülme potansiyeline sahiptir. Nitekim dönüştürülmektedir.

    İşte bu hassas noktayı ve Ortadoğu’nun fay hatlarından bazılarını daha iyi kavramak üzere, Derin Tarih’in 36’ncı özel sayısını Yavuz Sultan Selim Han’a ayırdık. Yavuz’un hayatı, dönemindeki şartlar, izlediği siyaset ve bıraktığı miras, birbirinden kıymetli uzmanlar tarafından derinlemesine ele alındı. Bugünü anlama adına, oldukça geniş bir panoramanın çizildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

    Yeni özel sayılarımızda buluşmak üzere…

     

    NELER VAR?

    “Yavuz Sultan Selim dünyayı değiştiren bir hükümdar mı?” sorusunun cevabını Prof. Dr. Feridun M. Emecen açıklığa kavuşturdu.

    Yavuz Sultan Selim’in şehzadeliği, taht mücadelesi ve ilk icraatlarını Prof. Dr. Abdülkadir Özcan yazdı.

     Mercidâbık ve Ridâniye savaşlarında kazandığı zaferlerle, Mısır dâhil günümüz Ortadoğu’sunu zapt eden Yavuz’un İslâm birliği kurma yolundaki idealini Prof. Dr. Abdülkadir Özcan kaleme aldı.

    Yavuz Sultan Selim dönemindeki deniz politikalarını ve faaliyetlerini Prof. Dr. İdris Bostan inceledi.

    Yavuz Sultan Selim dönemindeki Osmanlı hukuk politikalarına “Kanunnâme-i Sultan Selim Han” üzerinden Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Ülker değerlendirdi.

    Yavuz’un Dulkadırlı Alâüddevle Bey ile olan çetin mücadelesini Doç. Dr. İsmail Altınöz yazdı.

    Yavuz’un fetih politikasını, God’s Shadow – Tanrı’nın Gölgesi kitabı çerçevesinde Prof. Dr. Alan Mikhail ile konuştuk.

    Dünya askerî tarihinde ateşli silahların belirleyici rol oynadığı ilk büyük savaşlardan biri kabul edilen Çaldıran savaşının Osmanlı ve Safevîler açısından önemine Doç. Dr. Özgür Oral ışık tuttu.

    Yavuz Sultan Selim’i doğru anlamak için adeta bir rehber niteliğinde olan Selimnâmeler’i Dr. Samet Tınas yazdı.

    Yüzünü önce İran’a, sonra da Memlûk Sultanı Kansu Gavri’ye çeviren Yavuz’un eşsiz zaferi Mercidâbık’ı Prof. Dr. Ramazan Şeşen’in kaleminden okuduk.

    Yavuz Sultan Selim’in, Memlûk Devleti’ne son verdiği ve akabinde sekiz ay kadar Mısır’da kalarak gerekli düzenlemeleri yaptığı Ridâniye zaferinin zorlayıcı sahnelerine Prof. Dr. Fahameddin Başar ışık tuttu.

    “Yavuz Sultan Selim hilâfeti devraldı mı?” sorusunun cevabını Prof. Dr. M. Feridun Emecen’den aldık.

    Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferini, bu konu üzerine hazırladığı doktora tezini ve Arap dünyasındaki Osmanlı imajını Mısırlı Osmanlı tarihçisi Prof. Dr. Muhammed Harb ile konuştuk.

    Yavuz Sultan Selim tarafından beş asır önce topraklarımıza getirilen Mukaddes Emanetlerin tasnifi, muhafazası, bakımı ve sergilenişine dair gelenek ve teamüllerin uzun serüvenini Topkapı Sarayı Müzesi Silahlar ve Mukaddes Emanetler Bölümü eski sorumlusu ve müdür yardımcısı Hilmi Aydın anlattı.

    Başarılı bir hükümdar olmasının yanı sıra iyi bir şair de olan Yavuz Sultan Selim’in divân şiirindeki hünerlerini Prof. Dr. Tufan Gündüz yazdı.

    Yavuz Sultan Selim’in himaye siyasetini Doç. Dr. İlhan Gök değerlendirdi.

    Sultan Selim’in yanında yer alan Kemalpaşazâde, diğeri Memlûk Devleti’nin resmî tarihçisi olan

    Memlûk tarihçiliğinin son temsilcisi İbn İyâs ve Yavuz dönemi Osmanlı tarihçisi Kemalpaşazâde’yi eserleri ve etkileri üzerinden Prof. Dr. Mustafa Güler değerlendirdi.

    “İnşallah Yavuz’a vezir olasın!” sözünün perde arkasına Mirza Mahmut Demir ışık tuttu.

    İngiliz tiyatrosundaki Yavuz imajını Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak inceledi.

    Yavuz Sultan Selim’in “Kızılbaş temizliği” yaptığı iddiasının büyük bir yanılgı olduğunu Prof. Dr. Feridun M. Emecen yazdı.

    İdrîs-i Bitlisî’nin yazdığı 40 bin rakamının günümüzde yarattığı politik tartışmalara Prof. Dr. Tufan Gündüz ışık tuttu.

    Halkın tasavvurundaki Yavuz’un menkıbeler üzerinden Dr. Samet Tınas yazdı.

    Yavuz Sultan Selim’in Kürt politikasını Prof. Dr. Abdülkadir Özcan değerlendirdi.

    Türk romanlarındaki Yavuz imgesini Prof. Dr. Zeki Taştan inceledi.

    Yavuz Sultan Selim dönemine damga vuran devlet adamlarından biri olan Pîrî Mehmed Paşa’nın döneme etkisini Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ kaleme aldı.

    Yavuz’un meşhur şeyhülislâmı Zenbilli Ali Cemâlî’nin hayatına dair bilinmeyenleri Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ kaleme aldı.

    İdrîs-i Bitlisî’nin Yavuz Sultan Selim’in doğu politikalarındaki rolünü Prof. Dr. Vural Genç değerlendirdi.

    Sekiz yıllık saltanatına büyük işler sığdıran Yavuz’un son yıları ve vefatını, sahanın uzmanı Prof. Dr. Feridun M. Emecen yazdı.

    Cihangirlikte mahir bir baba olan Yavuz Sultan Selim’in oğlu Kanuni’ye öğüt verdiği 7 stratejik hedefi Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak satırlarına taşıdı. 

    Tarih Okuyan Şaşırmaz

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.